Gebelikte Beslenme
 

Gebelikte Beslenme Düzenlenmesi

Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların pek çoğunda, en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidir.

Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür. Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenebilirler.

Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir. Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsızlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir.

Gebelikte diyet ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak, doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.

Ancak yine unutulmamalıdır ki bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel, zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır.

Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması için annenin yaklaşık 10-12 kg alması yeterlidir. Bu artışı sağlayabilmek için gebelik öncesine göre bir gebe ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gereklidir.

Temel prensip; içerideki bebeğin yeterince yararlanacağı doğru ve dengeli beslenmeden geçer.

Hamileliğin başlangıcında gözle görülemeyecek kadar küçük olan bebek, doğum sırasında yaklaşık 3300 gram ağırlığında ve 50cm. boyundadır. Gebelik, insanoğlunun en hızlı büyüdüğü dönemdir. Bu dönemde bebek, gerekli besinleri, göbek kordonu yoluyla annesinden almaktadır. Bu nedenle hamilelik sırasında anne adayının beslenmesi, bebeğin sağlıklı ve yeterli gelişimi için çok önemlidir.

Bir kişinin günlük alması gereken kalori miktarı, yaklaşık olarak 2000 kaloridir. Gebelikte bu oran çok fazla artmaz; gebeliğin başlarında 2100 kalori iken, 2. ve 3. trimesterde 2300 kalori olacaktır. Onun için doğru olan, gebelik sırasında daha fazla yemek değil, bebeğin büyüme ve gelişmesi için gerekli besin maddelerinden almaya daha fazla dikkat etmektir. Hamilelik olsun olmasın, beslenmedeki temel düşünce, dengeli beslenmedir.

PROTEİNLER

Gebelikte artan protein gereksinimi karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller (fasulye, mercimek, barbunya..) gibi proteinden zengin besinler önerilir. Proteinler, hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır. Diyetlerde bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir. Hayvansal gıdalardaki yağ mümkün ölçüde alınarak, etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir. Ayrıca balıkta proteinden başka bulunan omega 3 ve omega 6 yağ asitleri de bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etkili maddelerdir. Tüketilen balık taze ve iyi pişirilmiş olmalıdır.

MİNERALLER

Kalsiyum: Kalsiyum, bebeğinizin gebeliğin 8. Haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için gerekli bir mineraldir. Gebelikte, normalde gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir. Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır. Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerdir.

Ancak süt ürünlerinin yağ açısından da zengin olduğundan dolayı yağı alınmış süt ve yoğurdu tercih etmeniz daha doğru olacaktır. Brucella, tifo benzeri hastalıklardan korunabilmek için tükettiğiniz peynirin ve sütün hijyenik ve iyi pastörize olmasına da özen gösterin.

Demir: Gebelikte "kan yapıcı" yani demirden zengin gıdaların tüketilmesi ve özellikle de 4-4.5 aylardan sonra folik asitli demir ilaçlarının kullanımı önemlidir. Çünkü özellikle bu aylardan sonra demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık (anemi) ortaya çıkabilir.

Aşırı derecede kansızlığı olan kişilerde kan haplarına (demir hapları) gebeliğin erken dönemlerinde de başlanabilir. Ancak bu durumda zaten ilk aylarda sık olarak görülen bulantı, kusma ve mide şikayetlerinde artış olabileceğinden tedaviye başlangıç süresi bir kaç hafta ertelenebilir.

Gebelerde demir eksikliği halsizlik, bitkinlik, nefes darlığı, uykuya meyillilik ve çarpıntı gibi şikayetler oluşturabileceği gibi gebelikle ilgili olarak da erken doğum, bebeğin rahim içinde gelişememesi, ölü doğum ve düşükler gibi komplikasyonlara zemin hazırlar. Ayrıca ileri derecede kansız bir gebe doğum sonrası lohusalık döneminde de sıkıntı çeker.

Demir eksikliğini en aza indirebilmek için kan yapıcı; pekmez, kuru üzüm, kırmızı et, yumurta ve kuru baklagillerden zengin gıdaların tüketilmesine önem verilmelidir. Ayrıca C vitamininden zengin meyve ve sebzeler de barsaklardan demir emilimini arttıracaklardır.

Genelde 4.aylardan sonra başlanılan demir hapları kesinlikle sütle birlikte içilmemelidir. Çünkü süt, demirin emilimini azaltarak etkisizleştirmektedir. ikiz gebeliklerde vucüdun demir gereksinimi artacağından dolayı doz yükseltilmesine gidilebilir.

Çinko: Et , deniz ürünleri , süt ve türevleri yumurta ve yağlı tohumları çinko açısından önemli kaynaklardır. Büyüme ve gelişme , protein yapısındaki enzimlerin işlevleri , üreme için gerekli bir eser elementtir. Günlük diyete eklenen Fe ile birlikte çinko alımını da arttırmak gerekmektedir. Gebelikte 20 mg çinko verilmesi uygundur (Yeterli ve dengeli beslenme de yetersizlik ortaya çıkmaz)

İyot: Gebelikte iyot gereksinmesi karşılanamadığı zaman mental gerilik ve doğumsal anomaliler ortaya çıkmaktadır. İyot insan vücudunda çok az miktarlarda bulunan eser elementtir.

Deniz ürünleri iyotun en önemli kaynaklarındandır. Hamilelik süresince deniz ürünlerini mutlaka düzenli olarak tüketmek gerekir (haftada en az 1 kere balık ) Yemeklerde kullanılan tuzlar mutlak iyot ile desteklenmiş olmalıdır.

Sodyum: Sofra tuzunda bulunan temel bir mineraldir. Gebelikte sodyum eksikliği, diüretik (idrar söktürücü) ilaç alımı olmadıkça çok nadirdir. Preeklampsi durumundan korunmak için diyetteki ekstra tuzu azaltmak gerekir. Tam tuzsuz diyet, sodyum alımını azaltacağından, zararlı bile olabilir. Bu nedenle preeklampsi korunmasında önerilen, yemek pişirme sırasında normal miktarda tuz konması, sofrada yeniden eklenmemesidir.

Magnezyum: Besin maddelerinde yaygın olarak bulunduğundan dengeli beslenen bir anne adayında takviye edilmesine gerek yoktur. Ancak bazen gebeliğe bağlı kas kramplarında, etki mekanizması tam olarak açıklanamamasına karşın, düşük doz magnezyum verilmesi etkili olabilmektedir.

VİTAMİNLER

Bütün vitaminlerin eksikliği kadar fazlası da sorun yaratabilir. Bu nedenle doktor tavsiyesi dışında vitamin kullanılmamalıdır. C Vitamini: C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde, vucudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı immun (bağışıklık) direncinin arttırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir.

Gebelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır; ancak düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir. C vitamini portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerde bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır.

Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur. Besinleri tazeyken tüketmeli, iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz. Ayrıca gebelere uzun süre beklemiş, doğal içerikli olmayan, konserve ve benzeri gıdalar da önerilmez.

A Vitamini: Sütte ve türevlerinde, tereyağında (taze ve pişmemiş), özellikle balık karaciğeri yağında, kuzu ya da dana karaciğerinde, maydanoz, lahana, ıspanak, marul, havuç, domates gibi sebzelerde bulunur.

D Vitamini: Önemlidir, çünkü kalsiyumun vücutta kalmasını sağlayan odur. Günlük besinler çok az miktarda D vitamini içerirler. Bu vitamini, özellikle güneş ışınlarının etkisiyle organizmanın kendisi üretir. Bu yüzden, D vitamini eksikliğine en iyi ilaç açık hava ve güneştir. Ülkemiz iklim itibariyle güneşli olduğundan D vitamini eksikliğine pek sık rastlamamaktayız. Eğer doktorunuz yararlı görürse, D vitamini içeren alınması gerekli özel bir şeyler verebilir. İleri derecede D vitamini eksikliği, annede kalsiyum eksikliğine, yeni doğan bebekteyse tetanik kasılmalara neden olabilir.

B Grubu Vitaminleri: Bu vitamin grubunun da bebeğin gelişimi için yararları bilinmektedir. Eksikliklerinin anne sağlığında çeşitli sorunlar çıkarması olasıdır. Çeşitli sinir ağrıları, kramplar gibi. Tahıl tohumları, kuru sebzeler, buğday. B vitamini bakımından zengindir. [Köy ekmeği normal ekmekten daha çok B vitamini içerir.]

Folik Asit: Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren "B9 vitamini" yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur.

Doğal gıdalar gebenin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır.

E Vitamini: Marul, dereotu, pirinç ve tahıl tohumları, yumurta sarısında ve karaciğerde bulunur. Yetersizlik durumuna hemen hiç rastlanmaz.

K Vitamini: Yeşil salata, lahana, ıspanakta bulunur. Doğumun tahmin edilen tarihinden önceki 6 hafta boyunca K vitamini eklemesini gerektiren bazı epilepsi tedavisi durumları dışında, yetersizliğine pek rastlanmaz.

LİFLİ GIDALAR (Posalı gıdalar)

Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır. Genellikle tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir, ancak diğer bazı besinlerin bağırsaklardan emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir.

Lifli gıdalar en sık olarak kepekli ekmek, yulaf ezmesi, barbunya, kepekli makarnalar, kayısı, kuru üzüm, bezelye, pırasa, esmer pirinç, ahududu, kuruyemişte bol miktarda vardır.

GEBELİKTE SIVI ALIMI

Gebelik süresince bol miktarda su ve sıvı alımı sizin ve gebeliğiniz açısından son derecede yararlıdır.

Özellikle bol su tüketimi idrar yolu enfeksiyonu, oligohidramnios (bebeğin amnion sıvısının normalden az oluşu), erken doğum eylemi, solunum yolu enfeksiyonları, kabızlık, ishal gibi pek çok durumda koruyucu veya tedavi edici olabilir.

Gebelikte çay, kahve, kolalı içecekler ve kakao önerilmez. Çay içerdiği ‘tein’ maddesiyle demir eksikliğine yol açarken, diğer maddeler ‘kafein’ içerdiğinden ötürü bebek üzerine olumsuz etkide olabileceğinden dolayı önerilmemektedir. Maden suyu (soda) içilmesinin ise hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

Tamamen doğal ve hiçbir katkı maddesi içermeyen nane, limon, adaçayı, ıhlamur, kuşburnu, papatya gibi bitki çayları da gebelikte içilebilir. Ancak, “sinemaki çayı” nın içimi konusunda bazı endişeler vardır. O yüzden bu bitkisel çayın gebelik sırasında tüketilmesi önerilmemektedir.

Alkol, gebelikte kullanıldığında bebekte ‘fetal alkol sendromu’ olarak tanımlanıp, zeka geriliği ve bir takım yapısal anormalliklerle kendini gösteren problemlere yol açtığından ötürü kesinlikle zararlıdır.

Gebelikte gereksiz kalori tüketimini de kısıtlamak gereklidir. Unutulmamalıdır ki, önemli olan annenin karnının yağ bağlaması değil içerideki bebeğin sağlıklı ve uygun gelişimidir. Bu yüzden kek, bisküvi, reçel ve meşrubat gibi temel besin öğelerinden yoksun şekerli yiyecek-içeceklerden mümkün olduğunca kaçınmak gereklidir. Ayrıca yağlı kızartmalar yerine haşlama türü gıdalar tercih edilmelidir.

Aşırı tuz tüketiminden de kaçınmak uygundur. Özellikle son aylarda aşırı tuzlu yeme ile vucütta ödem artabilir, tansiyon yükselebilir ve kendinizi daha rahatsız hissedebilirsiniz. Hangi besin kaynakları ne işe yarar?

Et, yumurta, kurubaklagiller: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir gereksinimini karşılarlar.
Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.
Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineralleri sağlarlar.
Tahıllar: Kalori ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye için önemlidirler.
Yağ ve şekerler : Sadece enerji içerirler ve enerji açığını kapatırlar.

Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz bu besin gruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını kazanabilelim.

Gebelerde özellikle dikkatli tüketilmesi veya hiç tüketilmemesi gereken besinler

Alkol: Annenin gebelik süresince günlük vücut ağırlığının kg başına 2 g dan fazla alkol alması aşırı doz olarak kabul edilmekte , fetusta büyüme ve gerileme geriliği , yarık damak , eklem anomalileri gibi bozukluklara neden olmaktadır. Ayrıca alkol dolaylı olarak kötü beslenmeye yol açarak vitamin ve mineral eksikliklerine neden olmaktadır.

Kafein: Kafein birçok içecekte ( kahve ,çay,karbonatlı içecekler)alerji ve soğuk alğınlığı için kullanılan ilaçlarda bulunur Annenin aşırı miktarda kafein tüketiminin fetusun kemik yoğunluğu ve kalsiyum içeriği üzerine zararlı etkileri olduğuna çalışmalar vardır.
Ayrıca demir , çinko gibi önemli minerallerin emilimini engellemekte ve anemi riskini arttırmaktadır.
Çayı sık tüketen, gruplara açık ve limonlu çay, tüketmeleri önerilmektedir.

İlaçlar: Gebelikte kullanılan bütün ilaçlar fetusa zarar verebilir. Besinlerimizdeki ilaç kalıntısını bilmediğimize göre özellikle sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanması , küflü , ezik , çürük , besinlerin yenilmemesi alışkanlığının kazanılması gereklidir.

Aşırı kilo alma: Geleneksel uygulamalar ve zaman zaman gebe anne "iki canlı " olduğu için yemek çeşit ve miktarlarını arttırmaktadır. Hareketlerin azaldığı bu dönemde kilo alınması gerekenden fazla olmaktadır.

Beslenme önerilerine ve doktorunuzun önerisine kulak vererek 9-12 kilo arasında kilo almak sağlıklı bebek gelişimi,doğum ve doğum sonrası için yeterli olcaktır. Ancak annelerde fazla kilo almanın yarattığı psikolojik etki ile zayıflamak için çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. Bu uygulama anne ve bebek sağlığı için oldukça büyük risktir.

Kabızlık( konstipasyon): Gebelik hormonlarının barsak hareketlerini yavaşlatıcı etkisi , kilo artışı ve az miktarda su tüketme , günlük hareketlerde azalma , beslenme düzeninde olan değişiklikler nedeniyle gebelerde kabızlık sıklıkla görülmektedir.

Ortaya çıkan bu soruna çözümü için , kuru baklagil , bulgur , yulaf ezmesi sebze ve meyvelerin çiğ ve iyi yıkanarak kabukları ile tüketilmesi , günlük 1,5-2 litre sıvı alınması , kuru kayısı , erik , incir gibi besinlerin yenilmesi veya komposto hoşaf zengin besinlerin tüketimesi , günlük fiziksel aktivitenin arttırılması , aç karnına su içilmesi önerilir...

Gebelikte diyet: Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta gebeliğe başlanmalıdır. Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak gebelik sürecinde doğru değildir, kilosunu korumaya çalışmak ve özellikle dördüncü aydan sonra kalori kısıtlamasına gitmemek gerekir.

Beslenmede yüksek kalorili yiyeceklerin fazlaca almasına engel olmak, ancak gebelik için gerekli temel besin ögelerini alarak gereksinmeleri karşılamak esastır.

Ergenlik çağında olan veya yaşantısı gereği çok hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken, kilonun korunması ve ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanmasıdır. Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir. İlk üç ayda 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık kazanması uygundur.

Çok zayıf gebelerde, yetersiz ve dengesiz beslenenlerde düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel özürlü doğumlar görülebilir. Annede anemi (kansızlık), kemik ve diş kayıpları, preeklampsi, vücutta su tutulması (ödem), iş gücü kaybı, halsizlik görülme oranı yüksektir.

Çok kilolu gebelerde ise hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum güçlükleri gibi problemler görülebilir. Bu nedenle anne adaylarının gebelik öncesi kontrolleri yapılması, gebe kaldıktan sonra her ay beslenme ve kilo izlenmesinin yapılması gerekmektedir.

Gebelik Döneminde Tüketilmesi Gereken Besinler ve Ölçüleri

Besin öğeleri vücudumuzda çeşitli görevler yaparlar. Aynı görevleri yapan yiyeceklerden besin grupları oluşturulmuştur. Grup seçeneklerinden birini tüketmiyorsanız bir diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.


BESİN

MİKTARI

SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ

2 Su Bardağı süt veya yoğurt 1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek

ET, YUMURTA, KURUBAKLAGİLLER

1 Yumurta
1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (60-90gm.)
1 porsiyon kurubaklagil yemeği (120gm)

TAZE SEBZE VE MEYVELER

2 Porsiyon pişmiş taze sebze
3 porsiyon çiğ taze sebze
2-3 adet orta boy meyve veya taze meyve suyu

TAHILLAR

6-8 İnce dilim ekmek
1 porsiyon pilav veya makarna
1 porsiyon çorba

YAĞLAR

3-4 Silme yemek kaşığı sıvı yağ

ŞEKERLER

1-2 Tatlı kaşığı bal, reçel veya pekmez

 


         
ASLIght Başlıklar

+ASLIght Hakkında
+Size Özel
+Beslenme
+Hesaplamalar
+Başarı Hikayeleri
+İletişim


Kişiye Özel Beslenme

+Çocuklarda Beslenme
+Yetişkinlerde Beslenme
+Hamilelikte Beslenme
+Sporcularda Beslenme
+Yaşlılıkta Beslenme
+Sağlıklı Beslenme

Besinler

+Süt ve Süt Ürünleri
+Tahıllar
+Sebve ve Meyveler
+Et, Tavuk, Balık
+Yağlar ve Şekerler
+Tatlılar
Diğer

+Dünya Mutfaklarında Beslenme
+Kadın & Erkek ve Çocukta Beslenme
+Menopoz ve Beslenme
+Bağışıklık Sistemi ve Beslenme
+Yeme Bozuklukları
+Sağlıklı Diyet

 

     
Tüm Hakları Saklıdır Haziran - 2011 ©
Adres: Alsancak - İZMİR - 0.532.516 76 71