Böbrek Yetmezliğinde Beslenme
 

Kronik Böbrek Yetmezliğinde Beslenme

DİYALİZ HASTALARINDA BESLENME

Kronik böbrek yetmezliği, böbreğin vücut sıvılarının dengesini sürdüremeyecek şekilde bozulmasıdır. Böbrek işlevlerinin bozulması üre, ürik asit, kreatinin gibi protein metabolitleri ile sodyum, potasyum, fosfor gibi elementlerin kandaki düzeyleri yükselir. Şöyleki sağlıklı insanda, böbrekler işe yaramayan üre ve kreatinin gibi bazı zararlı maddeleri idrarla atarken, böbrek yetersizliği gelişince, temizleme görevi de aksayacağı için, kanda bu maddeler birikir ve buna bağlı olarak ta diğer organların çalışması da etkilenir. Bulantı, kusma, nefes darlığı gibi çok sayıda şikayet belirir.

DİYALİZ HASTALARINDA DİYETİN ÖNEMİ

1. Diyaliz, böbreklerin işlevini yerine getirir; ancak bu görevleri sağlıklı bir insan böbreği gibi yapamaz. Sonuçta vücuttaki artık ve zararlı maddeler tam temizlenemez. Diyetinize dikkat ettiğiniz takdirde, biriken zararlı madde miktarı daha az olacağından, sizleri rahatsız eden bulantı, kusma, tansiyon yüksekliği, nefes darlığı gibi değişik şikayetler daha az ortaya çıkacaktır

2. Diyalize giren hastaların çoğu ya idrar çıkaramaz veya pek az idrar yapar. Bu nedenle vücutta su birikmesi riski vardır.İçeceğiniz suyun, içeceklerin veya diğer sıvı gıdaların miktarını iyi ayarlayabildiğiniz takdirde, iki diyaliz arasında alacağınız kilo miktarı daha az olacaktır. Böylece , hem tansiyonunuz daha iyi seyredecek hem de kalp yüklenmesi olmayacağı için kalp yetersizliği gibi sorunları da önlemek mümkün olacaktır.

3. Diyaliz sırasında sağlığınız için gerekli bazı değerli maddelerde filtreden veya karın zarından süzülür ve dışarı atılır; sonuçta vücudunuzda bu maddelerin eksikliği görülür. Bilinçli bir beslenme rejimi ile bu maddeleri yerine koymak mümkün olur.

4. Bilimsel çalışmalar, diyaliz hastalarının geleceğini belirleyen en önemli faktörün beslenme olduğunu göstermiştir. Zayıf,yeterince beslenmemiş, vücut direnci düşük hastalar değişik problemler ile daha sık karşılaşır. Uygun bir diyetle yeterince beslenildiğinde çok daha uzun ömürlü olmak mümkün olacaktır.

HEMODİYALİZDE UYGULANAN DİYET TEDAVİSİNİN AMAÇLARI

Sıvı ve elektrolit dengesini düzenleyebilmek, Bulantı, kusma, iştahsızlık, kaşıntı gibi üremik semptomları minimal düzeye indirmek, Biyokimyasal bulgulara göre en uygun beslenme programını sağlamaktır. Unutulmamalıdır ki, diyet her zaman kişiye özeldir ve her hastanın diyeti yaş, biyokimyasal bulgular, boy, kilo, eşlik eden hastalıklar gibi birçok husustan etkilenir.

ENERJİ ALIMI

Diyaliz hastalarında yeterli enerji alımı organların ve dokuların çalışmaları ve sağlığın sürdürülmesi için büyük önem taşır. Vücudumuz için gerekli olan enerji yediğimiz besinlerle alınır.

Besinlerle alınan enerji vücut için gerekli enerjiyi sağlar, vücut ağırlığının korunmasını sağlar, proteinlerin kas ve doku yapımı için kullanılmasını sağlar.

Eğer gereksinimiz olan enerjiyi diyetinizle almazsanız, vücudumuz enerji gereksinimini sağlamak için kendi yapısındaki proteinleri kullanır. Buna bağlı olarak ta, halsizlik, zayıflama, kan proteinlerinde azalma gelişebilir. Sağlıklı bireylerde olduğu gibi kronik böbrek yetmezliği olan bireylerde en önemli enerji kaynağı karbonhidrat ve yağlardır.

KARBONHİDRATLAR

Karbonhidratlar, vücuda enerji sağlamak için kullanılır. En çok pilav, makarna, pirinç, ekmek , sebze ve meyvelerde bulunan bir besin öğesidir.

Hemodiyaliz diyetinde günlük enerjinin büyük oranının karbonhidrat kaynaklı besinlerden alınması gereklidir. Alınan karbonhidratlar daha çok sebze ve meyveler gibi kompleks karbonhidratlar olmalıdır.

Yoğun bir karbonhidrat kaynağı olan şekerin ve çok tatlı yiyeceklerin fazlaca alınması damar sertliği ve şişmanlığa yol açar, dolayısıyla tatlı gıdaları fazla miktarda yemekten kaçınılmalıdır.

Özellikle böbrek yetersizliği şeker hastalığına bağlı olan hastalar için, karbonhidratların miktarı kadar niteliği de önemlidir. Örneğin bal, reçel gibi şeker içeren gıdalar yerine sebze ve meyve gibi karışık karbonhidratları tüketmelidirler. Ayrıca kan şekerinin yükselmesine neden olacak pirinç çorba, patates, hamur işleri, üzüm, muz, meyve suları gibi besinlerin tüketimine dikkat etmelidirler.

YAĞLAR

Kronik böbrek yetmezliği diyetinde yağ türü ve miktarı da önemli hususlardandır.

Çünkü, trigliseritlerin dolaşımdan uzaklaştırılması yetersizlik gösterir. Serum trigliserit, total kolesterol, LDL ( kötü huylu kolesterol) artar, HDL (iyi huylu kolesterol) kolesterol düzeyi azalır. Dolayısıyla kardiyovasküler hastalıklar sık görülür ve ölüm nedenleri arasında önemli yer tutar.

Kolesterol ve triglisert,kanda bulunan önemli yağlardır.

Kolesterolün büyük kısmı karaciğerde yapılır, kalanı ise katı yağlar, et, süt, peynir gibi yiyeceklerle alınır. Kan kolesterol düzeyinin fazla yükselmesi damar sertliği, kalp krizi ve felçler için risk oluşturmaktadır.

Kolesterol sadece katı yağlarda bulunmasına rağmen, trigliserit zeytinyağı da olmak üzere tüm yağlarda bulunur. Bu sebepten kişi katı yağ tüketmese de, eğer sıvı yağ tüketimi yüksekse trigliseritinin yükselme riski vardır.

Koroner kalp hastalıkları riskini azaltmak için dikkat edilmesi gerekenler hususlardan bazıları şunlardır.

Enerjinin %30 ‘u yağlardan karşılanmalıdır. Tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı, margarin gibi hayvansal kaynaklı yağlar fazla kolesterol içerdiklerinden dolayı sağlıksızdırlar. Yağ türü olarak özellikle zeytinyağını tercih ediniz. Etleri yemeğe hazırlarken, etrafındaki yağları iyice temizlemelisiniz. Et yemeklerine ayrıca yağ eklememeye özen gösteriniz. Tavuk, hindi gibi beyaz eti kırmızı ete göre daha sık tercih ediniz. Karaciğer, beyin, böbrek, dalak, dil, yürek, işkembe gibi sakatat grubu besinler ile sucuk , salam, sosis, pastırma gibi besinlerden kaçınınız. Yemekleri kızartma şeklinde değil, haşlayarak, ızgarada ve fırında pişirirseniz yağ alımınızı azaltmış olursunuz Kaymak, krema, mayonez, çikolata, pasta, soslar, tahin helvası, kuruyemişler gibi yağlı besinlerden kaçınınız. Alkollü içecek tüketmeyiniz. Süt, peynir, yoğurt, ayran gibi süt ürünlerini tercih ederken yağsız olanlarını tercih edebilirsiniz. Sigara içmeyiniz.

PROTEİNLER

Diyetteki en önemli besin öğesinden biri de proteinlerdir.Proteinler,vücudumuzun yapı taşıdır.Dokuların onarımı,vücudun savunması için en önemli besin kaynağıdır.

Proteinler yumurta, et, süt, yoğurt, peynir gibi hayvansal kaynaklı besinler ile sebzeler ve tahıllar gibi bitkisel kaynaklı besinlerle vücuda alınırlar.

Hayvansal kaynaklı proteinler, bitkisel kaynaklı besinler göre vücutta daha iyi kullanıldıklarından dolayı alınan proteinin büyük oranı hayvansal kaynaklı besinler olmalıdır. Ancak burada tavuk ve hindi gibi beyaz etin kırmızı ete göre daha sağlıklı olduğunu akılda tutmakta fayda vardır.

Diyaliz tedavisinin başlangıcında diyaliz sıvısıyla beraber bir miktar peptid ve her diyaliz seansında vücut ağırlığına başına 0,2 -0,3 g yani yaklaşık 6-8 gr aminoasit kaybı oluşmaktadır. Diyaliz miktarının sık olmasıda aminoasit kaybının daha fazla olduğunu göstermektedir.

Ayrıca, düşük enerji alımına bağlı enerji açığının proteinlerden karşılanması, enfeksiyon gibi durumlarda protein yıkımı artmaktadır.

Tüm bu etkenlere bağlı diyaliz tedavisi süresince hastaların vücut ağırlıkları başına günde 1,2 gram protein almaları gerekmektedir. Düşük kilolu hastalar için protein alım miktarı vücut ağırlığı başına 1,4 gram olmalıdır.

Proteinden zengin ve değerli besinlerden biri yumurta olup,diyaliz hastalarının hergün tüketmesi gereken çok yararlı bir besindir.Ancak kolesterolünüz çok yüksekse,yumurtanın sarısını tüketmeyiniz,yumurta akını ise hergün yemeği ihmal etmeyiniz.

Kan proteini olan albümin,yeterli miktarda protein ve enerji alındığını gösterir.Beslenme durumunun göstergesidir. Albümin düzeyinde hedef desilitrede 4 gramdır. Ancak albümin için iyi yorumlama gereklidir. Sıvı dengesinin bozuk oluşundan ve travma,ameliyat veya enfeksiyon ve yetersiz diyalizden de etkilenmektedir.

Tüm bunlara rağmen protein içeren yiyeceklerin,belirli bir oranda fosfor içermesi ve her ne kadar diyaliz ile üre temizlensede iki diyaliz arası proteinlerin vücutta kullanılması sonucu üre, kreatinin gibi zararlı maddelerin birikmesi iştahsızlık, bulantı gibi belirtilere neden olacağından protein alımı önerilen miktarda olmalıdır.

SIVI

Diyalizde en can alıcı konulardan biri su ve sıvı gıdalar ile tuzdur.

Böbrek hastalığının ilerlemesiyle, idrar miktarı azalır, ne kadar su içilirse içilsin daha fazla artmaz ve alınan sıvı vücutta birikir.

İki hemodiyaliz seansı arasında 1,5 - 2 kg ‘dan fazla kilo alınmamalıdır.

Fazla sıvı aldığınız takdirde ,hem bacaklarda şişlik,tansiyon yüksekliği,kalp yetersizliği,nefes darlığı gibi sorunlar ortaya çıkar; hem de diyaliz sırasında fazla suyun çekilmesine bağlı olarak kas krampları ve tansiyon düşüklüğü gibi sizi rahatsız eden belirtiler görülür. Bu durumda diyalizin erken sonlandırılması gerekliliği doğarsa yetersiz diyalizliği gerçekleşir.

Genel olarak , su ve çay, süt, çorba, ıhlamur gibi sıvı içeceklerin miktarı bir günde 750ml-1 litreyi geçmemelidir.

Sıvı alımınız konusunda diyet uzmanına danışınız.

TUZ

Vücudumuzdaki tuz dengesini ayarlayan en önemli organ böbreklerdir. Sağlıklı böbrekler besinlerle alınan tuz miktarına göre idrarla atılan tuzu arttırıp azaltarak dengeyi sağlar.

Böbrek yetmezliği ortaya çıkınca, tuz yeterli miktarda atılamadığı için, vücutta tuz birikir. Biriken tuz suyunda birikmesine neden olur. Dolayısıyla damar içindeki kanda sıvı miktarı artar. Damarda sıvı miktarının yüksekliği de tansiyon yüksekliğine yol açar. Kalp bu yüksek miktardaki sıvıyı pompalamak için zorlanınca kalp kası kalınlaşır. Pompalayamaz hale geldiğinde ise kalp yetmezliğine sebep olur. Dolayısıyla diyaliz hastalarında vücuttaki suyun fazlalığı kalp-damar hastalıkları riskini artıran bir unsurdur.

Tüm bu nedenlerden dolayı tuz ve sıvı kısıtlaması yapmak çok önem taşır

Bu hususta yapılması gerekenler şu şekilde sıralanabilir.

Yemekler tuzsuz pişirilmelidir.

Sofrada tuz ekleme alışkanlığından vazgeçilmelidir.

Turşu, salamura, konserveler, şalgam gibi besinler ,sucuk,salam,sosis,pastırma gibi işlenmiş et ürünleri, krakerler, hazır besinler, tuzlu kuruyemişler, salça, meşrubatlar, çok baharatlı yiyecekler gibi sodyum içeriği yüksek besinlerden kaçınılmalıdır.

Tuzsuz ekmek tüketilmelidir.

Ayrıca, diyet tuzu adı altında satılan değişik tuzlar fazla miktarda potasyum içerirler. Bu nedenle diyaliz hastalarının kullanması sakıncalıdır.

POTASYUM

Kronik böbrek yetmezliğinde potasyum atılamadığı için, diyaliz hastalarında sık görülen problemlerden biri kanda potasyumun yükselmesidir. Bu durum hayati tehlike yaratabilir. Kalp kasılması, taşikardi, halsizlik ve hatta ani ölümlere yol açabilir. Bu nedenlerle ani potasyum yükselmelerini önlemek için potasyum sınırlanır.

Yiyeceklerin K içeriğini azaltabilmek için sebzeler küçük küçük doğranıp haşlanmalı ve suyu dökülmelidir. Suyu dökülen sebze sonra tekrar yağla pişirilmelidir. Yemeklerin suyunu yemekten kaçınılmalıdır.

Toplam potasyum düzeyi gözönünde bulundurularak günlük 1-2 porsiyon kadar meyve tüketilebilir,bu konuda diyet uzmanınıza danışınız.

Yüksek potasyum içeren besinlerin bazıları şunlardır.

Neskafe, kahve, boza
Tahin, pekmez
Kurufasulye, nohut, mercimek, bakla, barbunya gibi kurubaklagiller
Çikolata, kakao, kakao katılmış hazır pudingler
Bulgur, patates, mısır, tarhana, kepek, kepekli gıdalar
Badem, ceviz, fındık, fıstık, kabak çekirdeği, ayçekirdeği gibi kuruyemişler
Pestil, hurma gibi kurutulmuş meyveler
Gazoz, kola, hazır meyve suları gibi meşrubatlar
Hazır çorbalar
Muz, kavun, kestane, kivi, avakado, kayısı, nar, havuç
Pancar, bakla, ıspanak, pazı, tatlı kabağı, mantar, kereviz, enginar, asma yaprağı

FOSFOR

Böbrek yetersizliğinde fosfor atılamadığı için, çoğu kez kan fosforu yüksek bulunur. Bu durum, kan kalsiyumunda azalmaya, kemiklerde zayıflığa, kolayca oluşan kırıklara, kaşıntıya, kas güçsüzlüğüne ve eklem ağrılarına neden olur. Ayrıca damarlarda ve bazı organlarda kireç çökmesine sebep olur. Fosfor yüksekliğinin uzun dönemde ciddi sorunlar yaratacağı akıldan çıkarılmamalıdır.

Fosfor yüksekliğine bağlı sorunları yaşamamak için size önerilen beslenme programına uymanız, fosfor içeriği çok yüksek besinlerden kaçınmanız ve doktorunuzun önerdiği fosfor ilacının muntazam şekilde yemekte ilk lokma ile almanız gereklidir.

Kan fosforunun yükselmemesi için günlük diyette alınan fosfor miktarı 600-1000 mg olmalıdır.

Fosfor içeriği çok yüksek besinler şunlardır.

Balık ve deniz ürünleri
Karaciğer, beyin, böbrek gibi sakatatlar
Kurufasülye, nohut, barbunya, mercimek, bakla, soya fasülyesi gibi kurubaklagiller
Badem, fındık, ceviz, fıstık ,ayçiçek çekirdeği, kabak çekirdeği gibi yağlı tohumlar
Kuru meyveler ve kuru sebzeler
Meşrubatlar, kola, fanta gibi içecekler
Çikolata, dondurma, kremalı bisküviler, kek, pasta
Edirne, urfa, cheddar, gravyer, kaşar peyniri, otlu peynir, rokfor türü peynirler
Bulgur, kepekli besinler, tahin, susam, kakao, neskafe, süt tozu.

*** Beslenme uzmanınızın sizler için hazırlamış olduğum diyet listelerine , yaptığı önerilere iyi şekilde uyduğunuz takdirde ve doktorunuzun söylediği ilaçları en uygun şekilde kullandığınız sürece, daha kaliteli bir yaşam sizleri bekleyecektir.

 

 

  

 


         
ASLIght Başlıklar

+ASLIght Hakkında
+Size Özel
+Beslenme
+Hesaplamalar
+Başarı Hikayeleri
+İletişim


Kişiye Özel Beslenme

+Çocuklarda Beslenme
+Yetişkinlerde Beslenme
+Hamilelikte Beslenme
+Sporcularda Beslenme
+Yaşlılıkta Beslenme
+Sağlıklı Beslenme

Besinler

+Süt ve Süt Ürünleri
+Tahıllar
+Sebve ve Meyveler
+Et, Tavuk, Balık
+Yağlar ve Şekerler
+Tatlılar
Diğer

+Dünya Mutfaklarında Beslenme
+Kadın & Erkek ve Çocukta Beslenme
+Menopoz ve Beslenme
+Bağışıklık Sistemi ve Beslenme
+Yeme Bozuklukları
+Sağlıklı Diyet

 

     
Tüm Hakları Saklıdır Haziran - 2011 ©
Adres: Alsancak - İZMİR - 0.532.516 76 71