Tatlandırıcılar ile İlgili Merak Ettikleriniz
 İnsanoğlu doğduğundan beri tatlı tadını çok sevmiş ve önemli bir unsur haline gelmiştir. Bilinen ilk tatlandırıcı eski Yunan ve Çin kültürlerinde de kullanılan baldır. Daha sonra şeker kamışından elde edilen şeker, sakkaroz balın yerini almıştır. Dünya Savaşlari boyunca şeker pancarı, sakkarozun ana kaynağını oluşturmuştur (1).
          Çağlar boyunca zor bulunan bir madde olan şeker, son birkaç yüzyıl içinde kolay elde edilebilir olmuş ve insan beslenmesinin temel unsurlarından biri haline gelmiştir. İnsanlar tarafından çok sevilen şekerin kolay elde edilebilirliği, bol ve ölçüsüz tüketilmesine yol açarak, aşırı şeker kullanımı ile ilişkili rahatsızlıkların da görülme sıklıklarını arttırmıştır .
 
         Dünyada obezitenin giderek artmasıyla birlikte, enerji alımını kısıtlamak isteyenler özellikle enerji içermeyen tatlandırıcılara ve bu tatlandırıcılar ile yapılmış düşük enerjili ürünlere yönelmişlerdir. Tatlandırıcılarla yapılmış ürünlerin şekerle yapılmış ürüne eşdeğer tatlılık sağlaması, üreticiler ve tüketiciler tarafından arzulanır. Bundan dolayı şeker yerine kullanılabilecek aynı tadı veren ancak, sağlık açısından sakıncası olmayan, düşük enerjili ve/veya enerji içermeyen bazı yapay tatlandırıcıların üretimi ve tüketimi 19. yüzyılın sonlarında gündeme gelmiştir (2).
 
         Tatlandırıcıların kullanımı özellikle ABD’de olmak üzere son 30 yıldır şişmanlık ve obeziteye paralel olarak artmaktadır. Bu durum tatlandırıcıların enerji dengesi üzerindeki rolünün etkinliği konusunda merak uyandırmıştır (3).
          
         Yapay tatlandırıcılar tatlı tadını sağlayan maddelerdir ve tatlılık potansiyellerine göre çeşitlilik göstermektedirler. Sükroza göre kıyaslandıklarında ikiye ayrılmaktadırlar (4):
 
Enerji içermeyen tatlandırıcılar: Asesülfam potasyum, aspartam, siklamat, neohesperidin, sakkarin, sükrolaz, noetam ve taumarin.
Enerji içeren tatlandırıcılar: Eritrol, izomalt, laktitol, maltitol, mannitol, sorbitol ve ksilitol.
Karışım tatlandırıcılar: Tagatoz, treloz, alitam, stevya.
 
         Enerji içeren yapay tatlandırıcılar, şeker alkolleri olarak da bilinmektedirler. Daha çok tatlı, dondurma, marmelat, şekerler, kahvaltılık gevrekler, reçel, hardal gibi ürünlerde kullanılmaktadır. Enerji içermeyen yapay tatlandırıcılar, az miktarda kullanıldığında dahi istenen etkiyi gösterebilen kimyasal yollarla elde edilen ve önemsenecek miktarda enerji içermemektedirler. Daha çok alkolsüz içeceklerde kullanılmaktadırlar (4).
Günümüzde tatlandırıcıların kullanımı konusunda kanser riskleri ile ilgili haberlerden dolayı tüketiciler karmaşık duygular içindedirler. Özellikle 1980’lerde yeni bir çok tatlandırıcı üretildiğinde basında olası karsinojenik etkileri haber edildi. Haberler önemli bir bilimsel dayanağı olmadan dikkatsizce araştırılmış ve topluma sunulmuştu. Son 10 yıldır tatlandırıcıların kanserle olan ilişkisini inceleyen çalışmalar önceki yıllara göre sıklıkla ve daha çok yapılmaktadır (5).
 
           Aspartamın resmi onayından önce yapılan toksisite ve karsinogenesite değerlendirmeleri ile insanlarda sağlıklı kişiler, bebekler, çocuklar, ergenler, obez kişiler ve diyabetiklerde yapılan metabolizma ve tolerans çalışmaları, dünya çapında resmi kurumlar, uzman komiteleri tarafından değerlendirilmiş ve tatlandırıcı olarak kullanılmasının güvenilirliği kesinleşmiştir. Tüm bu çalışmalardan elde edilen veriler, aspartamın önerilen doz sınırları içinde kullanılması durumunda güvenilir bir tatlandırıcı olduğu gerçeğini desteklemektedir (6).
 
         Öte yandan, yapay tatlandırıcıların açlık ve doygunluk üzerine etkisi ile ilgili çalışmalar iki temel soru üzerinde oluşturulmuştur. İlk soru, enerji içermeyen tatlandırıcı içeren yiyecek ve içeceklerin içermeyen standartlarına göre aynı derecede doyum sağlayıp sağlamadığı. Yapılan bir çalışmada aspartam ile tatlandırılmış limonata ile sükroz ile tatlandırılmış limonata arasında (5 kkal ile 160 kkal) tüketiminin 0., 30. ve 60. dakikalarında açlık bakımından fark olmadığı belirlenmiştir. İkinci soru ise, tatlılık bakımından tatmin sağladığı ancak yeme isteğini baskılayıp baskılamayadığıdır. Yapılan başka bir çalışmada, aspartam içeren bir sıvının sükroza ait olan tat isteğini baskıladığını ancak yemeye karşı olan isteği azaltmada başarısız olduğunu göstermiştir. Enerji içermeyen tatlandırıcıların iştah regülasyonunda birbiriyle zıtlaşan sinyaller oluşturduğunu bununda yeme bozukluklarına yol açabileceği belirtilmiştir (7). 
 
         Sükrozun iştah üzerine etkisi deney hayvanlarında araştırılmış ve afyon benzeri maddelerin sükroza karşı isteği artırdığını ve sükrozunda endojen olarak afyon benzeri madde salımına sebep olduğunu belirtmişlerdir. Bu da bazı tatlandırıcıların iştahı artırdığı şeklinde yorumlanırken bir çok çalışma ise böyle bir etkisinin olmadığını saptamıştır. Tatlandırıcıların ve sükrozun iştah regülasyonu üzerine etkisi hala tam olarak bilinmemekte ve daha çok araştırmaya gereksinim duyulmaktadır (8).
            
Özetle;
           Sınırlı miktarda tatlandırıcılı içecek tüketimi zayıflama programlarında yer alabildiği belirtilmiştir. Yapay tatlandırıcılı içeceklerin tüketimi sedanter bir yaşam tarzıyla birlikte olduğunda ağırlık kazanma riski artmaktadır (8). Tatlandırıcılar ve tatlandırıcı içieren ürünler, yeterli ve dengeli bir beslenme kapsamında belirli ölçülerde tüketilebilir. Bu yüzden tatlandırıcının maksimum günlük dozunun, tatlandırıcı kullanan kişilere öğretilmesi gerekir.
 
60 kg ağırlığındaki bir insan 1 günde:
Kola zerodan 12 litre,
Sakkarin içeren Hersmestas’tan 12 adet,
Aspartam içeren Diyet tat, Sanpa’dan 120 adet, Canderel’den 133 adet,
Sükraloz içeren Splenda’dan 30 gram,
Asesülfam-K içeren Sweet’N Low’dan 120 adet,
Siklamat-sakkarin birlikte içeren Dulcaryl’den 50 adet kullanılabilir.
 
 
 
KAYNAKLAR
 
1)      Weihrauch M.R. and Diehl V. Artifical sweeteners- do they bear a carcinogenic risk? Annals of Oncology 2004;15: 1460-1465.
2)      Alphan E. Tatlandırıcı içeren özel beslenme amaçlı gıdalar. Türk Diyabet Yıllığı 200-2005,sayfa 149-164.
3)      FDA Consumer magazine. Artifical Sweeteners: No Calories … Sweet!. Tem-Ağus. 2006
4)      Mortensen A. Sweeteners permitted in the European union: safety aspects. Scandinavian Journal of Food and Nutrition 2006; 50 (3): 104-116.
5)      Weihrauch M.R. and Diehl V. Artifical sweeteners- do they bear a carcinogenic risk? Annals of Oncology 2004;15: 1460-1465.
6)      Öz G. Ş. Aspartam: güvenilirliği üzerine yapılan tartışma. Ankara üniversitesi tıp fakültesi mecmuası Cilt 56, Sayı 2, 2003 113-120.
7)      Bellisle F. And Drewnowski A. Intense sweeteners, energy intake and the control of body weight. European Journal of Clinical Nutrition 2007;61, 691-700.
8)      Nowicka P. And Bryngelsson S. Sugars or sweeteners: towards guidelines for their use in practice – report from an expert consultation. Scavdinavian Journal of Food and Ntrition 2006;50 (2):89-96.
 

         
ASLIght Başlıklar

+ASLIght Hakkında
+Size Özel
+Beslenme
+Hesaplamalar
+Başarı Hikayeleri
+İletişim


Kişiye Özel Beslenme

+Çocuklarda Beslenme
+Yetişkinlerde Beslenme
+Hamilelikte Beslenme
+Sporcularda Beslenme
+Yaşlılıkta Beslenme
+Sağlıklı Beslenme

Besinler

+Süt ve Süt Ürünleri
+Tahıllar
+Sebve ve Meyveler
+Et, Tavuk, Balık
+Yağlar ve Şekerler
+Tatlılar
Diğer

+Dünya Mutfaklarında Beslenme
+Kadın & Erkek ve Çocukta Beslenme
+Menopoz ve Beslenme
+Bağışıklık Sistemi ve Beslenme
+Yeme Bozuklukları
+Sağlıklı Diyet

 

     
Tüm Hakları Saklıdır Haziran - 2011 ©
Adres: Alsancak - İZMİR - 0.532.516 76 71