Glisemik İndeks
Gıdaların kan şekerini yükseltme hızına glisemik indeks denir. Eşit miktarda karbonhidrat içerseler de yiyeceklerin kan şekerini arttırıcı etkileri birbirinden farklıdır. Bunun nedeni yiyeceklerdeki karbonhidratların sindirim sisteminden farklı hızda geçmesi ve emilmesidir.

Bir salgın hastalık hızıyla yayılıp çoğalan obezite, erişkin tip şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile Metabolik Sendromunun önlenmesinde sadece yağ tüketiminizi azaltmanızın yetersizliği ortadadır. Çözüm daha düşük glisemik indeksli doğal, temel besinlere yönelmeniz, besin üreticisi gıda sanayinin ürettiği hazır besinlerde bu kavramı daha fazla önemsemesindedir. Kısacası düşük glisemik indeksli beslenme kolay, pratik, ucuz, sonuç alıcı, akılcı ve her şeyden önemlisi SAĞLIKLI BİR ÇÖZÜMDÜR.

Gıdalar glisemik indeks değerlerine göre şeker yükseltici etkisi yüksek, orta ve düşük olarak sınıflandırılır. Glisemik indeksi düşük olan yiyecekler, kan şekerinin daha yavaş yükselmesine sebep olacağından daima tercih edilmelidir. Düşük glisemik indeksli besinlerin seçimi tokluk kan şekerinin kontrolünü sağlarken yüksek glisemik indeksli besin seçimi tokluk kan şekerinin yükselmesine neden olabilmektedir.

Posalı yiyeceklerin glisemik indeksi düşüktür. Bunlar kuru fasülye, nohut, mercimek, bulgur, kepekli ekmek, elma, armut, makarna, portakal ve yoğurt gibi besinlerdir.

 Glisemik indeksi yüksek olan besinler aynı zamanda erken yaşlanmaya da sebep olur. Bunlar  beyaz unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates, şeker katkılı gıdalar, havuç, muz, kavun ve üzümdür. Kuru üzüm, kuru kayısı gibi kurutulmuş gıdaların da glisemik indeksi yüksektir.
Glisemik indeks hesaplamasında gıdaların mideden boşalma hızı ve sindirilebilirlik düzeyleri göz önüne alınır. Mideden yavaş boşalan besin kan şekerini daha yavaş yükseltir. Besinlerin protein içeriği de glisemik indeks hesaplamasında göz önünde tutulur.

Diyetteki karbonhidratların hem içeriği hem de miktarı bir besinin glisemik etkisini etkilemektedir. Ayrıca, son yıllarda karbonhidrat içeren besinlerin öğünlerde tüketilen porsiyonlarının kan şekeri üzerindeki etkilerini karşılaştırmak için "glisemik yük" kavramı ileri sürülmüştür. Bir besinin glisemik indeksi yüksek olsa bile tüketilen miktarı az olduğunda glisemik yükü düşük olabilmektedir.
Örneğin havuç glisemik indeksi yüksek bir besindir ancak glisemik indeks kavramı 50 gram karbonhidrat içeren besinin kan şekeri üzerindeki etkisini gösterir. Oysa ki 50 gram karbonhidrat içeren 6 orta boy havuç bir seferde yenilen miktar değildir ve 8 gram karbonhidrat içeren 1 orta boy havuçun tüketilmesi sonucunda oluşan glisemik yük düşüktür. Glisemik yük kavramı karbonhidrat içeren bir besinin yenilen miktarının kan şekerine etkisini göstermek amacı ile kullanılmaktadır. Bu nedenle bir besinin glisemik indeksinin dışında o besinin glisemik yükünün belirlenmesi son derece önemlidir. Genel olarak lif içeriği yüksek olan besinlerin glisemik indeksi ve glisemik yükü düşüktür. Dondurmanın glisemik indeksi düşük olmakla birlikte fazla miktarlarda tüketildiğinde glisemik yükü artar.

Örn: Proteince güçlü soyanın glisemik indeksi düşük, proteince fakir pirincin ki ise yüksektir. Sanayide kullanılan bazı besin işleme teknikleri de glisemik indeksi yükseltir.

Örn: Mısır için %50 olan bu oran, mısır gevreğinde  %80'e ulaşır.
Lif: bazı besinlerin diğerlerine göre neden daha düşük glisemik indekse sahip olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Bu nedenlerden birisi besinin lif içeriğidir. Besinin lif içeriği arttıkça glisemik indeksi azalır.
Tüm taneli tahıllar gibi tane yapısının bozulmadığı durumlarda besin glukoza parçalanmamak için direnç gösterir, kalın barsağa geçer ve orada fermente olur. Ayrıca, yüksek lif içerikli besinler (özellikle liflerin çözünür olarak bulunması durumunda) daha düşük glisemik indekse sahiptir.

Uzun dönemli etkileri:
Öğünün glisemik indeks ve lif içeriği yemek sonrası kan glukozunu etkileyen önemli göstergeler olmakla kalmaz ayrıca genel anlamda glisemik kontrolü de etkilerler.

Diyabetli kişiler düşük glisemik indeksli liften zengin bir beslenme tarzı ile HbA1c (uzun dönem kan glikoz kontrolü ölçümü) düzeylerinde azalma sağlayabilirler. Ayrıca, beslenme tarzındaki diğer özelliklerin de kan glukoz kontrolünde uzun dönemli etkisi olabilmektedir. Bu açıdan kısmi önemi olan diyetin enerji yoğunluğudur. Enerji yoğunluğu fazla olan diyetler besinin alınan miktarına bağlı olarak fazla kalori verecektir. Eğer bu yüksek kalori alımı ile birlikte aşırı fiziksel aktivite olmaz ise o zaman bu tür beslenme tarzı ağırlık artışına neden olur.
 

         
ASLIght Başlıklar

+ASLIght Hakkında
+Size Özel
+Beslenme
+Hesaplamalar
+Başarı Hikayeleri
+İletişim


Kişiye Özel Beslenme

+Çocuklarda Beslenme
+Yetişkinlerde Beslenme
+Hamilelikte Beslenme
+Sporcularda Beslenme
+Yaşlılıkta Beslenme
+Sağlıklı Beslenme

Besinler

+Süt ve Süt Ürünleri
+Tahıllar
+Sebve ve Meyveler
+Et, Tavuk, Balık
+Yağlar ve Şekerler
+Tatlılar
Diğer

+Dünya Mutfaklarında Beslenme
+Kadın & Erkek ve Çocukta Beslenme
+Menopoz ve Beslenme
+Bağışıklık Sistemi ve Beslenme
+Yeme Bozuklukları
+Sağlıklı Diyet

 

     
Tüm Hakları Saklıdır Haziran - 2011 ©
Adres: Alsancak - İZMİR - 0.532.516 76 71