Siyah ve Yeşil Çaylar
SİYAH VE YEŞİL ÇAY …
Çay ilk defa Milattan Önce 2737 yılında, Çin İmparatoru tarafından, kaynayan suya çay yapraklarının düşmesi sonucu, tesadüfen bulunmuştur .Kaynayan suda oluşan farklı renkteki karışımın aroması ve tadı beğenilmiş, önce Çin’e, oradan da tüm dünyaya yayılmıştır.
Çay dünya üzerinde sudan sonra en çok tüketilen içecektir ve kişi başına tüketiminin yılda ortalama olarak yaklaşık 40 L. olduğu belirtilmektedir.Ülkemiz için ise bu oran dünya ortalamanın üzerindedir.Türkiye’de en çok tüketilen çay çeşidi de siyah çaydır.
POŞET ÇAYLAR
Metal zımbalı poşet çay,sıcak suyun içine girdiğinde ve uzun süre bekletildiğinde, çay poşetindeki metal çözünerek vücutta birikebilir.bunun sonucunda çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilir.Özellikle limonlu çay içenler kesinlikle metal zımbalı poşet çay kullanmamalı. Çünkü limon, asit özelliğinden dolayı metalle tepkimeye girip metalin çözülmesine ve vücuda daha fazla metal yüklenmesine neden olur.
LEZZETİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
İyi bir çay hazırlamak için en önemli faktör suyun seçimidir.Porselen demlik ve yumuşak kaynak suyu lezzeti artırır.Çay suyu uzun süre ve yüksek ateşte kaynatılmamalı. Demleme süresini uzarsa hem çay acılaşır, hem de çaydaki kafein miktarı yükselir. Aynı zamanda suyun oksijeni kaybolur ve lezzeti azalır.Her fincan için bir tatlı kaşığı çay idealdir. Çay için ideal demleme süresi 5-6dakikadır ve demlenen çay yarım saat içinde içilmelidir. Ayrıca çayın demi kaynatılmamalıdır.
 Kahve, kakao, kola, bazı yiyecekler ve ilaçlarda olduğu gibi çayda da doğal olarak kafein bulunmaktadır.
          Çayın kafein içeriği;
ü demlenme süresi,
ü demleme sırasında çayın
    karıştırılıp karıştırılmaması,
ü çay- su oranı
ü servis edilen fincan büyüklüğü
gibi birçok değişkene bağlıdır .
Sağlıklı yetişkin bireylerde ağızdan alınan kafeinin tamamına yakını (%99) emilir ve ağızdan alındıktan 5 dk. sonra tüm dokularda görülmeye başlar.
Günde 5 gramın üzerinde alınması durumunda ise konvülsiyon, koma,solunum ve kalp yetmezliği ortaya çıkabilir.
 Klasik şekilde hazırlanan 1 fincan (200 ml) siyah çaydaki kafein miktarının
   40 mg/ fincan civarında olduğu düşünülmektedir. Kafeinin günlük tüketim düzeyinin 300 mg’ı aşmaması önerilmektedir .                  
          Bir fincan (200-250 mL) kahvede yaklaşık 100-120 mg,
          1 çay bardağı ve 5 dak.demlenmiş 40-50 mg,
           kolalı içeceklerde ise 100mL de yaklaşıK 35-65 mg kafein bulunmaktadır.
          Tepki verme süresi ve ruh hali üzerine etkileri olan kafeinin, doza ve kullanım sıklığına bağlı olarak bireylerde alışkanlık yaptığı da bilinmektedir.
   Kaynama süresi arttıkça içilen çaydaki KAFEİN miktarı artmakta ve zararlı etkiler ortaya çıkmaktadır.
     İlgili çalışmalar günlük alımın en fazla az demlenmiş 4-5 çay bardağı olması gerektiği yönündedir.
     Daha fazla alındığında kafein dozunun yüksekliğiyle alakalı erken doğum riskinde artış ,bebekte rahim içinde gelişme geriliği,doğmuş bebekte ani bebek ölüm sendromu,solunum sistemi sorunu,uykusuz,huzursuzluk gibi belirtilere neden olabilir.                                               
Çay lezzetli bir içecek olmasının yanı sıra,bilim çevreleri,
 son yıllarda çayın tedavi edici potansiyelini tekrar keşfetmiştir.Çayın, sebze ve meyvelerde de bulunan flavonoidler bakımından zengin bir içecek olması nedeniyle birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösterdiği kanıtlanmıştır.
                   (flavonoidler güçlü antioksidanlardır)
ÇAYIN HASTALIKLARI ÖNLEYİCİ VE TETİKLEYİCİ YÖNLERİ NE OLABİLİR ?                                 
      Yapılan çalışmalar yeşil ve siyah çayda bulunan flavonoidlerin Koroner Damar Hastalıklarına karşı koruyucu olduğunu göstermiştir.
          Hollanda’da 4807 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada;
   günde 3 fincandan fazla siyah çay tüketenlerde (350 ml) kalp krizi riskinin, hiç çay tüketmeyenlerden % 68 daha az olduğu saptanmıştır.
          Bir çok araştırmada çayın tansiyonu düşürücü etkisi kanıtlanmıştır.    
          Çay türlerinin kolon, mide, özefagus ve akciğer kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı koruyucu görev yaptığı bilinmektedir.
          Ancak çayın bu etkisini gösterebilmesi için demleme süresinin 6 dakikayı aşmaması gerekir.
           Ayrıca hem yeşil hem de siyah çay bağırsak kanserinin gelişmesine karşı koruyucudur.
          Gerek yeşil çay, gerekse siyah çayın normal hücre büyümesini engellemeden kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği araştırmalar tarafından kanıtlanmıştır.
         Özellikle Japonya’da yapılan çalışmalarda yeşil çay tüketim miktarına bağlı olarak meme kanserlerinin tekrarlanma sıklığının azaldığı ortaya çıkmıştır.
          Çay,sigara içimine bağlı tütün kanserojenlerinin sebep olduğu hasarları da engeller.
OBEZİTE-YEŞİL ÇAY?
Yeşil çayın obeziteye karşı etkisini araştıran bir çalışmada, diyetlerine 4 ay boyunca, % 1- 4 arası yeşil çay eklenen bireylerin besin alımında, vücutlarındaki ağırlık ve yağ dokusu artışında önemli farklar olduğu bildirilmiştir.
Erkekler üzerinde yapılan bir çalışmada ise;
Günde 3 fincan yeşil çay tüketen grupta; hiç almayan gruba göre enerji harcanmasının 266 kalori daha fazla olduğu bildirilmiştir.
Japonya’ da 240 yetişkin obez bireyle yapılan bir çalışmada;
Bir gruba ~4 fincan yeşil çay,diğer gruba ise ~ 1 fincan yeşil çay verilmiş.
Sonuç olarak 4 fincan yeşil çay alan grupta; Vücut ağırlığı, bel, kalça çevresi
daha az olduğu bulunmuştur.
     ÇAY KANSIZLIĞA SEBEP OLABİLİR Mİ?
Yemeğin bitiminden sonraki 1 saat içinde tüketilen 150 ml(1kupa) koyu siyah çayın, öğündeki demir emilimini arttıran C vitamini ve diğer faktörlere rağmen, emilimi % 75- 80 oranında azalttığı bulunmuştur.
Siyah çayın bu negatif etkiyi yeşil çaydan 2 kat, bitki çaylarından 3 kat fazla gösterdiği saptanmıştır .
Bazı diyetsel önlemlere uyulması siyah çayın demir yetersizliği anemisine neden olma ihtimalinin en aza indirilmesine yardımcı olacaktır:
              BUNLAR NELERDİR?
          Yemekler ile çay arasında en az 1 saat fark olması,
          Hayvansal kaynaklı besinlerle C vitamini içeren sebze meyvelerle eş zamanlı tüketilmesiyle,
   ÇAYIN KANSIZLIĞI TETİKLEMESİNİN ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR…
          Şekerle birlikte tüketilen çaydaki asit miktarı artar. bağırsaklardaki gerginliği artırarak şişkinliğe neden olur
          Ayrıca karaciğerin daha fazla çalışarak yorulmasına neden olur.
          Alınan enerjiyi artıracağı da unutulmamalıdır….
          Çaya atılacak 3 tatlı kaşığı şeker yerine
1 orta boy meyve
veya
1 tabak sebze yemeği
veya
1 çay bardağı süt aynı kaloride ve daha sağlıklıdır.
ÇAY SIVI GEREKSİNMESİNİ KARŞILAYABİLİR Mİ?
1      fincan çayın %99.5’isudur. Çayın diüretik (idrar atımını) artırıcı etkisi, içeriğindeki kafeinden kaynaklanmaktadır.
       Peki ne kadar kafeinin diüretik etkisi var?
Araştırmalar gösterdi ki, bir oturuşta alınan 250-300 mg kafeinin (5-6 fincan çay) diüretik etkisi var.
 FAKAT;
          Günde 3 fincan çay, vücudun su ihtiyacını pozitif yönde etkileyerek sağlığı iyileştirmeye yardımcıdır.

         
ASLIght Başlıklar

+ASLIght Hakkında
+Size Özel
+Beslenme
+Hesaplamalar
+Başarı Hikayeleri
+İletişim


Kişiye Özel Beslenme

+Çocuklarda Beslenme
+Yetişkinlerde Beslenme
+Hamilelikte Beslenme
+Sporcularda Beslenme
+Yaşlılıkta Beslenme
+Sağlıklı Beslenme

Besinler

+Süt ve Süt Ürünleri
+Tahıllar
+Sebve ve Meyveler
+Et, Tavuk, Balık
+Yağlar ve Şekerler
+Tatlılar
Diğer

+Dünya Mutfaklarında Beslenme
+Kadın & Erkek ve Çocukta Beslenme
+Menopoz ve Beslenme
+Bağışıklık Sistemi ve Beslenme
+Yeme Bozuklukları
+Sağlıklı Diyet

 

     
Tüm Hakları Saklıdır Haziran - 2011 ©
Adres: Alsancak - İZMİR - 0.532.516 76 71